“Açık mı Açık” : Bir
Açık Kaynak Hikayesi Daha
Merhaba !
Öncelikle bu yazımın ilham kaynaklarından olan sevgili Özcan Oğuz’un
https://ozcanoguz.com.tr/posts/acik-mi-kaynak/ yazısını okumanızı önemle
rica ederim. Bir de Açık Açık var. https://acikacik.org/ o da ayrı bir
isim benzerliğidir. Ama ben başka bir şey anlatmak istiyorum. Açık
Kaynağa ve daha sonra değişen , gelişen bilincimle Özgür Yazılıma
başlama gerekçelerim ve hikayem…
Bilgisayar Kariyerimin
öncesi ve sonrası
“Ateri” denen oyun oynamaya yarayan aletleri evimde bulundurmuştum.
Oyun oynuyordum. Bir tanesinde metin editörü ve fare klavye benzeri
birşey de vardı. Ancak bilgisayarı 2000lerde aldım kendi evime.
Öncesinde başkasının, ailemin bilgisayarını kullanıyordum. IRC, ICQ,
oyun vb etrafında dönen bir kullanımdı. İnternet kafede Championship
Manager oynardım.
İlk bilgisayarım Windows XP kasa bilgisayardı. İnternetten müzik
indirmiştim ve ayrıca Knight Online oynuyordum.
Sonraları üniversite bitip de bir iş arayışında bulununca kader
diyelim yollarımız Teleperformance çağrı merkezi ile kesişti. İlk
görüşmede işe alındım. İyi ki de alınmışım. Microsoft departmanına
alındım. Şimdi oraya gir girebilirsen ! ( Microsoft’un kendisine veya
çağrı merkezine 🙂 )… İlk üç ay civarı adaptasyon süreci bomboş idi.
Sonra satış takımı, sonra ürün aktivasyon , sonra sosyal medya üzerinden
teknik destek. İşte bu dönemde bilgi işlem ya da “IT” bizim
bilgisayarları o ara Wikipedia görebilecek şekilde tutmuş olacak ki ben
Wikipedia’da işletim sistemi maddesine denk geldim. Yanılmıyorsam o
madde… Açık Kaynak ve Pardus ilgimi çekti gelin neden anlatayım.
Bir “sistem” “açık” olmalı
Bir ekonomi, bir ülke, bir insan , bir işletim sistemi kabaca girdi
ve çıktı ya da dinleme ve konuşma gibi örnekler verirsek bir sistem açık
olmalı inancındayım. Wikipedia’da Açık Kaynak işletim sistemi görünce ve
sonra da Ubuntu görünce ilgimi çekti. Ubuntu’nun logosu keçi idi sanırım
, hangi sürümü bilemiyorum 16 olabilir.
Yani ekonomi örneğinden gidersek bir yerden mal ve hizmet alacak ,
bir yere satacak…
İşte esasen bu sebeple Pardus kurmaya karar verdim. Ubuntu’yu o keçi
logosu sebebiyle mi başka bir sebepten mi o an sevemedim. Gerçi şu an da
tam anlamıyla sevdiğim söylenmez ama kullanıyoruz 🙂
Pardus ama nasıl ?
Bir şekilde Pardus ISO ( İşletim sistemi dosyası kalıbı ) indirdim.
Sonra da bu dosyayı CD’ye sürükleyip bıraktım. Bu şekilde format(?)
atabilirim sandım ama olmadı. Sonra tanıdığım bilgisayarcı komşumuza
gittim. Onlar yok olmaz Linux bu eski bilgisayarlarda çalışır ; senin
bilgisayarın yeni vs deselerde ısrar ettim ve kurdurdum.
Ubuntu-tr IRC kanalından olacak bir arkadaş ile iletişime geçtim. İlk
öğretilen komut uname -a idi. Sistemi özetleyen bir komut
diyeyim. Linux sürüm donanım mimarisi vs…
Sonra format atmayı öğrendiğimde Linux Mint ve daha başka başka
Linuxlar, arada BSD sistemler sanalda ve fiziki laptop’ta denedim.
Aklıma en çok yatanı Canonical sebebiyle ve “Convergent” modeli
sebebiyle Ubuntu olmuştu. Şimdi ise biraz mecburen kullanıyorum. Sektör
gereği …
Kendi işime koyulmam
2013 yılı sonu 2017 yılı sonu Bilgisayar sektörü çalışma zaman
aralığım… Sonra 22 Aralık 2017’de işten ayrıldım ve bağımsız odaklanarak
çalışmaya başladım.
Alan adları alarak, WordPress siteler kurarak, forum kurmaya
çalışarak ve mevcut forumlarda aktif olarak katkı almaya vermeye
çalışıyordum.
Şimdi ise yeni bir sürece giriyorum.
İşbirliği ama nasıl ?
Normalde işbirliği iki veya daha fazla kişi ve kurum arasında olur.
Farklı olanlar arasında yani… Ben bu işbirliği ve uyum modelini önce
kendi içimde kurgulamaya karar verdim. Yani GitHub yazılım kod saklama
ve barındırma servisinde organizasyonlar açarak ve bu organizasyonlar
arasında uyumu yakalamaya çalışarak.
Bu şekilde zaten bir proje “açık” ise alır kendime adapte ederim, yok
eğer değilse de kendi projelerim farklı iş kurgularına göre başlatılmış
organizasyonlar arasında işbirliği halinde gelişir dedim.
Gerçekten de bazen proje Özgür veya Açık gibi gözükse de projeden
sorumlu kişi veya kurum ile frekans uyuşmayabiliyor. Destek kaydı
açtığımızda duymayı istediğimiz yanıtları alamayabiliyoruz bir
sebepten…
Ben de bu ve benzeri arayışlarla merkeziyetsizlik kavramı üzerinde
düşünmeye başladım. Eğer sadece GitHub olursa ve çökerse tüm işim
aksardı. Eğer tek bir geliştiricinin iznine muhtaç olursam proje
kapatılır sonlandırlırsa işim aksardı. Daha fazla özgürlüğe ihtiyacım
vardı. Merkeziyetsiz internet kavramına da bu aşamadan sonra bakmaya
başladm.
Merkeziyetsiz İnternet mi
Dediniz ?
Merkeziyetsiz internet veya genel olarak merkeziyetsiz bir ağ olması
için birincisi projenin “Özgür Yazılım” ve “AGPLv3-or-later” lisanslı
olması şart. İkincisi ise projenin farklı topluluklarca özelleştirilmiş
olarak servis edilebilmesi şart. Tamam standartlar az çok oturmuş
olabilir ama değiştirme özgürlüğü yok ise günün sonunda tek bir
“upstream” yani “ana depoya” bağımlı olunmuş olunacak.
Sonuç
Eğer buraya kadar sıkılmadan yazımı takip edebildiyseniz size
teşekkür ederim. Önümde yapılması gereken işler olsa da ilk işim bilinen
deyimle bulut hizmetlerini federatif , merkeziyetsiz olarak geliştirmek
ve sunmak ve insanların üretkenliğini artırmak olacak.
Bu maksatla da kendi projem de dahil olmak üzere “eğitmen” “arge”
sorumlusu gibi işlere bakıyorum.
“Bir yerden başlamak gerek”
Teşekkürler Mert Gör CC BY-ND 4.0 or later 15 Temmuz 2026 00:51