Özgür
Yazılımın “Kapsayıcılık” Paradoksu: Liyakatten İdeolojik
Hegemonyaya
Özgür yazılım hareketi, Richard Stallman’ın (RMS)
öncülüğünde, yazılımın kontrolünü kullanıcıya veren bir özgürlük
manifestosu olarak doğdu. Bu felsefenin kalbi; kodun evrenselliği ve
geliştiricinin kimliğinden bağımsız bir teknik liyakat
(meritokrasi) anlayışıyla atıyordu. Ancak bugün bu
berrak suyun, “kapsayıcılık” kılıfı altında kurumsal devlerin kendi
sosyal ajandalarını zerk ettiği bir ideolojik deney sahasına dönüştüğünü
görüyoruz.
1. Kodun
Tarafsızlığına Karşı Sembolik İşgal
Yazılım; mantıktır ve mantık duygularla şekillenmez. Bir grafik
sunucusunun ya da bir çekirdeğin dini, cinsel yönelimi veya siyasi bir
görüşü olamaz. Ne var ki bugün projelerin resmi kanalları ve logoları,
belirli bir ideolojinin tekelindeki sembollerle birer “siyasi
ilan tahtasına” çevrilmiş durumda.
Bu durum, özgür yazılımın en temel vaadi olan tarafsızlığı zedeleyen
bir çifte standardı besliyor: Bir Müslüman geliştirici, kendi inancına
dair en ufak bir imgeyi projesine dahil etse “dini dayatma” ile suçlanıp
aforoz edilecekken; belirli politik sembollerin logolara işlenmesi
“sosyal bir zorunluluk” gibi pazarlanmaktadır. Yazılımın evrensel dili,
bu yerel ve taraflı sembolizmin gölgesinde kalmamalıdır.
2. “Horoz
Ötüşü”: Tasfiye Edilen Değerler ve Yankı Odaları
Bu ideolojik daralma, topluluğun bel kemiğini oluşturan isimlerin
şahsi fikirleri veya kurumsal vizyona uymayan çalışma modelleri
üzerinden tasfiye edilmesine kadar uzanıyor. “Kapsayıcılık” iddiasındaki
yapılar, aslında sadece kendilerine biat edenleri kapsamakta; geri
kalanları “burası benim çöplüğüm” diyen bir horozun tahakkümüyle
sessizliğe mahkûm etmektedir. Oysa biz bu isimleri
onurlandırmalıyız:
- Richard Stallman (RMS): Özgür yazılımın fikir
babası ve GNU projesinin mimarı. Şahsi söylemleri
nedeniyle dışlanması hareketin hafızasına ihanettir. - Enrico Weigelt: Teknik yetkinliği ve vizyoner
yaklaşımlarıyla bilinen bu gibi isimlerin ideolojik uyumsuzluk
gerekçesiyle itilmesi, topluluğu bir “yankı odasına”
dönüştürmektedir. - Christian Hergert ve Kurumsal Katılık:
GNOME Builder, libadwaita ve sayısız
projeye can veren Hergert’in Red Hat ile yaşadığı süreç, liyakatin
kurumsal bürokrasiye nasıl feda edildiğinin ders niteliğinde bir
örneğidir. Hergert, kurumsal hiyerarşinin hantallığından kurtulup
doğrudan topluluğa ve projelere odaklanabileceği, şirketin ise onu bir
“açık kaynak elçisi” gibi destekleyeceği (bir nevi Fellowship)
bir model önermiştir. Ancak Red Hat, bir dehanın sunduğu bu esnek ve
üretim odaklı çalışma modelini reddederek, onu standart bir kurumsal
çerçevenin içine hapsetmeyi seçmiştir. Bir yanda “kapsayıcılık”
sloganları atılırken, diğer yanda topluluğun en üretken beyinlerinden
birine sunulan bu yaratıcı çalışma modelinin el tersiyle itilmesi,
samimiyetsizliğin en somut belgesidir.
3. Teknik
Dayatmalar: X.Org ve Wayland Sancısı
Kurumsal öncelikler, teknik olgunluğun önüne geçerek topluluğu zorlu
seçimlere itmektedir. X.Org’dan Wayland’e geçiş süreci
bunun en sancılı örneğidir. Wayland geleceği temsil etse de; henüz ekran
paylaşımı ve ağ şeffaflığı gibi temel ihtiyaçları ana yapı olarak tam
anlamıyla karşılayamamaktadır. Buna rağmen, kurumsal devlerin X.Org’u
erkenden “ölü” ilan edip Wayland’i henüz olgunlaşmadan tek seçenek
olarak dayatması, geliştiricileri teknik bir boşluğa sürüklemektedir. Bu
bir gelişim değil, teknik gerçekleri göz ardı eden bir zorlamadır.
4. Podman: Kurumsal
Dikteden Teknik Takdire
- Eleştiri: Red Hat, Docker’ın domine ettiği bir
dönemde Podman’ı duyurduğunda, bu hamle topluluktan gelen organik bir
talebe değil, kurumsal bir egemenlik kurma diktesine dayanıyordu. “Ben
neyin doğru olduğunu biliyorum” tavrıyla sunulan bu reçete, özgür
üretimin doğasına aykırıdır. - Takdir: Ancak teknik olarak bakıldığında, Podman’ın
“daemonless” (süreç bağımsız) yapısı ve
“rootless” (köksüz) çalışma yeteneği muazzam bir
mühendislik başarısıdır. Güvenliği ve esnekliği bir üst seviyeye taşıyan
bu mimari, başlangıçtaki “dayatmacı” tavrına rağmen bugün Podman’ı
teknik açıdan takdir etmemizi gerektiren bir liyakat örneğidir.
5. Gelecek İçin Bir
Restorasyon Teklifi
İnsan algısının şahsi tecrübelerle şekillendiği bir gerçektir. Ancak
“Özgür Yazılım” fikri, üretimi bu kişisel ve kurumsal önyargılardan
sakınmak için inşa edilmiştir.
- Bağsız Bir Kural Kitabı: Topluluk içindeki hiçbir
grubu kayırmayan, gerçekten kör ve adil bir anayasa oluşturulmalı; kimse
“amca oğlu” muamelesi görmemelidir. - Fraksiyonların Engellenmesi: Kimse topluluk içinde
“dışlanmışlık” sıfatlarını kullanarak iç klikler temelleyememeli; özgür
yazılımın yelkenlerini kendi ideolojisince fora edememelidir.
Sonuç
Aslında bu makale; bahsi geçen isimlerin devasa katkıları, kurumsal
dayatmaların teknik detayları ve daha nice gerçek dünya örneğiyle çok
daha geniş kapsamlı yazılabilirdi. Ancak bu metni, özgür yazılımın
ruhunun kaybolmaya yüz tuttuğuna dair mini bir fikir beyanı ve uyarı
notu olarak kaleme almayı tercih ettim.
Eğer özgür yazılım camiası, bir grubun ideolojik sembollerini tüm
dünyaya tek hakikat gibi dayatmaya devam edecekse, “Özgür” kelimesi
artık sadece “bedava” anlamına gelecektir. Yazılım dünyası, teknik alanı
siyasi sembollerden arındırarak yeniden liyakat zeminine dönmek
zorundadır. Aksi takdirde, bu “ideolojik horoz ötüşü” altında özgür
yazılımın özgün ruhu yok olmaya mahkûmdur.
CC BY-ND 4.0 or later
Muha Aliss